Geyvelilerin Abdi abisiyle Bayramlık sohbet...

Hafızası kuvvetli olan Abdi Dolgun, 1960'lı yıllarda Geyve'deki bayramları ve eskileri anlattı

Geyvelilerin Abdi abisiyle Bayramlık sohbet...
16 Mayıs 2021 - 13:52
Hafızası kuvvetli olan Abdi Dolgun, 1960'lı yıllarda Geyve'deki bayramları ve eskileri anlattı. İşte Abdi Dolgun ile yapılan söyleşiABDİ DOLGUN KİMDİR?10.04.1944 Geyve'de doğdum. Büyüklerimiz 1930 yılında Bulgaristan'dan göç etmişler. Şimdiki Müftülüğün olduğu yerde eski bina vardı. O binada ilkokul üçüncü sınıfa kadar okuduk. Öğretmenim Ecz. Ali Kaya'nın babası, Nuri Kaya idi. Atatürk İlkokulu yapılınca 4 ve 5. sınıfları yeni binada okudum. Öğretmenim Şengül Ekin. İlkokul numaram 232. Sınıf arkadaşlarımdan bazıları: 102 Baki Gökbayrak, 103 Bülent Tezsoy, 104 Ali Kaya(eczacı), 105 Şaban Çavdar,108 Kıymet Yaman... Şu anda ismini hatırlayamadıklarım kusura bakmasınlar. 1958 yılında mezun oldum.
1964-1966 yılları arasında iki yıl askerlik yaptım. Asker dönüşü 11.01.1968 tarihinde Atatürk İlkokulun 27 yıl 8 ay hademe olarak çalışıp öğretmen Cemal Altun (Öğretmen Selçuk Altun'un babası) emekli oldum. Okul müdürümüz Asım Gülpek ve öğretmen arkadaşlar Cemal Altun ile bana Bağlarbaşı'nda veda yemeği düzenlediler ve birer saat hediye ettiler.41 KERE MAŞALLAHAbdi abi: "Ben nüfus müdürü olsaydım, kütük defteri tutmaya gerek kalmazdı. Geyve'deki herkesin doğum tarihlerini bilirdim. Mahallemizdeki gençler, doğum tarihini, evlilik tarihini bana sorarlar.
Beraber çalıştığımız öğretmenlerin göreve başlama tarihini, ilk maaşlarını, emekliye ayrılış tarihlerini bilirim. Atatürk İlkokulunda 27 yıl 8 ay hademe olarak çalıştım. Atatürk İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin sınıflarındaki öğrencilerin adını soyadını bilirim. Hatta mahallemizdeki komşuların büyük ve küçük baş hayvanlarının ne zaman doğum yaptıklarını da bilirdim.ESKİ BAYRAMLARAteşte kızarır tava Gider gelir oklava Mübarek ramazanın Tatlısıdır baklava 1944 doğumlu olan Abdi Dolgun, 1960'lı yıllarındaki Geyve'nin dini bayramlarını, panayır ve hıdrellez eğlencelerini şöyle anlattı: Evlerimizin yanında veya alt katında ahır olurdu. Camlara perde asamayanlar, gazete yapıştırırdı. Ramazan ve Kurban Bayramlarından önce evler temizlenir, camlar silinir, pala kilimler ve hasırlar yıkanırdı. Yeni elbiseler dikilirdi. Bizim akrabaların terzisi halam idi. Halamın elle çevrilen dikiş makinesi vardı. Bizim bayramlık elbiselerimizi halam dikerdi. Bayram günü yeni elbise, yeni ayakkabı giyeceğiz diye arife akşamı uyku tutmazdı.
Bayram sabahı camiye gider, bayram namazını kılardık. Akraba olsun olmasın ayrım yapmadan bütün komşuları dolaşır hem de şeker toplardık. Biz Bulgar göçmeni olduğumuz için, mahallemize Pomaklar Mahallesi derlerdi. Hayvanları otlattığımız merada salıncaklar kurulur, üç gün üç gece bayram yapılırdı. Kızlar erkekler bir birine maniler söyler, çeşitli oyunlar oynardı. Aynı eğlenceler hıdrellez günlerinde de yapılırdı. Akşamları meydana ateş yakılır. Gençler ateşin üzerinden atlar. Kazanlarla mısır pişirilir. O zamanlar fakirlik, yoksulluk vardı, ama insanlar arasında komşuluk vardı, yardımseverlik vardı. Hey gidi günler hey...

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum